mini hikaye: atom parçalıyorum
einstein’ın çok bilinen bi sözü var ya; önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zor sik sok işte, biliyosunuz beni yormayın.
telefonu modem olarak kullanma olayı var ya hani, geçenlerde lazım oldu o olay. telefonun ayarlar bölümüne giriyorum bakıyorum o bölüm uçmuş gitmiş. sonra biraz daha kurcaladım, operatör desteklemiyo, operatörle görüşün dedi telefon. ben de aradım fodafonu.
hiç cinsiyetçi şeylerim yoktur ama bu gibi durumlarda bayan operatörler biraz daha kötü oluyorlar. biraz ezber gidiyolar açıkcası, soruna yeni çözüm getiremiyolar. işalla bayan çıkmaz dedim. bayan çıktı. sizi bu işin uzmanlarına bağlıyorum dedi ve bağladı. erkek çıktı. eyi dedim. adam benle bilmiş bilmiş konuştu. kıl oldum inceden.
dedim böyle böyle. dedi telefon yurtdışı mı. dedim ne alaka. dedi söyle. dedim yurtiçi. dedi emin misin, imei kodunu ver. dedim mal mısın amk, tabi ki eminim. dedi ver. dedim al. dedi göt oldum. dedi format at. dedim dalga mı geçiyosun. dedi at sonra ara. dedim siktir git.
iki gün sonra esti yine aradım fodafonu.
bayan çıktı. dedim bilmemne bölümünü bağlayın. dedi probleminiz ne. ukala ukala dedim teknik bi konu, ilgili bölümü bağlayın. dedi siz söyleyin sorunu ben yardımcı olayım. hofff dedim siz anlamazsınız. dedi söyleyin. dedim sorun; böyle böyle. dedi telefonunuzu kapayıp açın. dedim ne alaka. dedi yapın. dedim eyi. kapadım açtım. ve düzeldi.
dedim özür dilerim ukalalık taslayıp sizi dinlemediğim için, teşekkürler yardımınız için. iyi günler.
dedi ne demek hoanes bey, görevimiz. size de iyi günler.
dedim kapasana.
dedi önce sen kapa.
kapattım.
aklıma takıldı gecenin bi yarısı,
şimdi diyelim ki; bi grup vitamin ayarında, kalitesinde bi grup ya da barış manço ayarında biri çıksa.. kemal sunal ya da. o çıkan kişiyi dinleyip, izleyip sevecek miyiz aynı barış manço’yu, kemal sunal’ı, grup vitamin’i sevdiğimiz gibi?
ama bak birebir aynı kalitede, aynı tatda, hiçbir fark yok aralarında kalite bakımından.
ve taklit değiller kesinlikle, özgünler.
itin götüne sokucaz di mi?
ben de öyle düşünmüştüm.
tweet atıcaz; “o nasıl şarkı sözleri beeğ, saçma sapan”
sözlüklere yazıcaz; “abi yıl olmuş 2012 filmdeki esprilere bak ya”
facebook’ta klibini paylaşıp; “ya bıyığa, şekle bakar mısın, şaka gibi”
yazıcaz di mi.
ben de öyle düşünmüştüm
mini hikaye: mal brezilyalı
instagram denen şeyden uzun zamandır duruyodu telefonumda. dur kullanayım dedim. “hoanes” ismiyle kaydolmaya çalıştım ve başkasının aldığını gördüm. sikik bi isim alıp, hiç kullanmadım. aylarca elimi sürmedim. zannedersem isim içime sinmedi, biraz obsesifliğimden de yüzüne bakmadım uygulamanın. neyse,
geçenlerde dedim lan kim bu hoanes ismini alan herif diye biraz araştırdım ve adamın feysbukunu buldum. adam brezilyalı bi malovan. mesaj attım.
“gardaş sen pek kullanmıyon bu hesabını, bağa vir” o da;
“yahu ne zaman aldığımı bile unutmuşum bunu, zaten başka hesap kullanıyorum. vereyim sana ben bunu” dedi. ben de;
“şifreni bağa mesaj at, ben oradan hesabı üstüme geçireyim” dedim. o da;
“şimdi hesabı sildim, isim boşa çıktı. sen alabilirsin” dedi. ben de;
“bre avurtlarını siktiminin pezevengi, hesap silinince komple siliniyo. başka kimse kullanamıyo, tekrardan aktif edilemiyo” dedim.
“ovvv çok üzgünüm bro falan” dedi.
“bronu sikeyim o.ç” dedim.
öyle
Geçen gün berberde bu klibe denk geldim. 1.40 gibi başlayan ve finalinde de olan sütlü, seksli götlü, memeli sahnenin arkaplanını düşündüm istemeden.
Şimdi klibin bu sahnesi için epey bir süt şişesine ihtiyaç var. Oraya o sütleri tedarik etmesi gereken çalışana, asistana, kişiye yönetmen muhtemelen dönüp “250 şişe süt lazım” diyor. Asistan da lan nerden bulucam o kadar şişe sütü diyip yola koyuluyor.
Marketlere soruyor, ordan süt firmasına soruyor. Bir süt firmasından almaya karar veriyor sütleri. Lan iyi de sütler günlük süt. O kadar günlük süt alıp ne yapacak. Ertesi güne bozulacak sütler. Hani kırılacak olan sütleri kırıp, ötekileri iade ederim desen o da olmaz. Bir başka muhtemel de şişelerin alınıp içine bişiler bişiler yaparak onu süt gibi göstermek. Sonra kırılmayan şişeleri iade etmek. O da tamam.
Düşünsene içeri sütçüde çalışan adam geliyor. Kasayla süt şişelerini koyuyor. “Nereye bırakayım ağabey” diyor. Terlemiş adam, koluyla alnını siliyor, burnunu çekiyor.
Kasa kasa süt şişeleri orada.
Elemanlar raflara diziyor.
Külotlu kız gelip deviriyor.
Kırıyor.
O şişeler kırılırken benim gördüğümse;
Kasa kasa sütleri içeri taşıyan adam.
Koluyla alnını silip,
Sümüğünü çekiyor.
o esnada kafamın içi
Oi oi oi, oi oi oi
É pra quebrar kuduro, vamos dançar kuduro
Oi oi oi, oi oi oi
Seja morena ou loira, vem balançar kuduro
Oi oi oi
o esnada kafamın içi